Day Five, Voices
:) Aradan zaman geçince özlediğimi farkettim yolculuğu .. ah hayat ..
I hear voices, they are talking about you
But what if there’s truth in the words that they speak?
You must be patient, time is the healer
Open up and let them in your heart ….
*_*
Venedik yollarına düştüm sonra da ..
Koca trende 2-3 kişiyle ( vagonda tek ) Venedik trenindeydim. Tabi insan Venedik’e nasıl bu kadar insan gider ulen diyor, bir yerlere akşam üstü varmayı sevmesem de artık tecrübenin verdiği güvenle de bu mevsimde turistik yere ben de olsam gitmem diyip kendimi müziğe verdim yolda ..
Aslında kendimi sürekli düşüncelere, müziğe veriyordum yol boyunca ama, çok eskilerde unuttuğum bir takım düşüncelerimi hatırlamam, onların tekrar ön plana çıkıp beni sarması çok zevkli oldu .. kendimde neyi kaybettiğim, neleri kaybettirdikleri hep çıkmaya başladı ortaya, eskiye dönmeye başlamışım yavaş yavaş işte o sırada, şimdi çok daha açık görüyorum ..
*-*
Venedik’e vardığımda hava kararmak üzereydi, elimdeki tarifte deniz otobüsüne binip Rialto’ya gidin yazıyordu ama deniz otobüslerinin saati 7€ civarındaydı, yani benim için tek kullanımlık 7€ idi, ben de yürürüm lan ne var ki diyip yola koyuldum.
Venedik’te yürümek başka bir yerde yürümek gibi değildi tabi ki, ama ne yalan söyleyeyim kanallar görünmediğinde çoğu yerde Ayvalık’ta filan yürüyorum gibi oldum, yani turistik yazlık bir memlekete gelmişim gibi hissettim .. çok pahalı mıydı ? Evet turistik şeyler çok pahalıydı .. ama gariptir marketler de bir o kadar ucuzdu, çok ucuzdu yani, belki bu yüzden Türkiye hissi yaşadım bir an ..
Tarifte bahsedilen köprü ( Ponte Rialto ) aslında en ünlü ve görülesi köprü gibi bir yermiş, marketten aldıklarıyla da eşek yüküne level atlamış ben, kan ter içinde köprüye varıp merdivenlere oturduğumda tabi bilmiyordum bunu. “Keşke yavaş yavaş gelseydim çok terledim yav bu poşetlerle de garip oldum” diye düşünüyordum ki poşetleri gören 2 kişi ( ayrı ayrı ) marketin nerde olduğunu sordu :) Hehe diyip hostele yollandım ..
Akşam oda arkadaşlarımdan aldığım tüyolarla görülesi bir kaç yeri geze geze gördüm, evet kanallar evler vs. vs. güzeller ama Venedik Venedik diye can atan benim için Venedik’te özel tek bir şey, tek bir yer vardı, o da San Marco Meydanı’ydı !
Meydana girişim, ve o manzarayı görüşüm hayatımı değiştiren bir an daha yaşamama neden oldu ! Abartmıyorum, ömrümde gördüğüm en güzel yerdi, belki akşam o saatte, o atmosferde girmeseydim böyle hissetmezdim ama oldu işte, o anı yaşadım, sarhoş gibi bir kaç saat orada oturup müziğin, manzaranın ve hayallerin tadını çıkardım ..
Bir gün tekrar o anı yaşamak deliğiyle ..
- Allahım yurdum insanına da biraz estetik duygusu ver
Sabah canım sıkılana kadar şehrin tadını çıkarıp Gökçen’in istediği maskelerden almak için dolaştım biraz, ertesi gün ( oda arkadaşlarım bir gün daha kalmam için ikna etmiş olsalar da :) ) Qt Developers Day için Münih’te olmam gerektiğinden bileti filan da ayarlayıp kılıçbalığı soslu makarnamı yiyip ayrıldım Venedik’ten .. Düşününce şimdi tekrar özledim bak ..
I think you understand it all
Long for the truth, you lived a lie…
*_*
Yorgun gecelerin ardından Hep aynı yere dönerken Islak sokaklar boyu düşündüm .. Solmuş insanların yüzünden Gülümseme beklerken Tren yolları boyunca düşündüm Sanki yıllardır uzaktayım ben Özlemlerim hep sessiz, derinden Ama yalanlar görünür hala Burdan bakınca şu sonsuz dünyaya Olsun, demek de zor artık Düşlerimiz yok artık Erken ölümlerin ardindan Hep aynı yere dönerken Islak sokaklar boyu düşündüm Borcum varmış gibi kendimden Gülümseme beklerken Tren yolları boyu düşündüm Sanki yıllardır uzaktayım ben Özlemlerim hep sessiz, derinden Ama yalanlar görürüm hala Burdan bakınca şu sonsuz dünyaya .. Olsun, demek de zor artık ..
