Day Two, Isolation
Küçük hatalar her şeyi nasıl da çekilmez yapabiliyor, hiç ummuyorsun.. Yaşamamışsın ki daha önce bilesin de tahmin edesin sonunu ..
Hata yapmamaya çalışmak da felaket, yapmak da .. Aciziz vallahi
*-*
![]()
Uyandığımızda manzara süperdi :) Trende uyanıp yeşillikler içinde yolculuk ettiğini hatırlayınca bir hoş oluyor insan :)
Selanik’e kadar dağ bayır gittik, Yunanistan’ın Türkiye’den pek farkı yok ( hem insan hem çevre olarak )
Atina trenime bir saat kadar olduğundan pek dolaşamadım Selanik’i, biraz etrafı dolaşıp trene döndüm, Atina’ya kadar olan yolculuk da yeşillikler içindeydi, ( belirteyim bu yeşillikler ilerde gördüklerim yanında hiçbir şey ) Yolda benim yaşlarda dört Yunanla muhabbet ettik, trendeki teyzeler aynı bizimkiler gibiydi, İngilizce bilen gençler tercüme ettiler yolculuğumu, yavrum evladım modunda yaklaştılar hep teyzeler de :)
İlk zamanlarım olduğundan Atina’ya varınca önce hostel’i bulayım moduna girdim, google earth den aldığım screenshotla iki dakikada filan hosteli bulup check in olayını hallettim ..Hostelle ilgili yorumlarda Ben diye birinden, çok iyi olduğundan filan bahsediyorlardı, epey konuştuktan sonra ismini öğrendiğim şu şahsın isminin Ben olduğunu tahmin edememiştim haliyle :)
![]()
Akşam üstü bir yerlerde internet kafe bulup bizimkilere geldiğimi haber verdim. Vodafone yardım hattı “hattı yurtdışına açtırmak” için bankaya gitmem gerektiğini söylediğinden telefondan zaten nefret eden ben tüm işi internete bırakmıştım.
Gece Ben’in yan odadaki Avustralyalı kızlarla muhabbet fikrini çevirip oda arkadaşlarım ( Biri İsrailli, biri Hırvat, biri Yunan, ilginç dörtlü olduk ) ile Sırplar ve savaş, askerlik ve devlet politikaları gibi beklenmedik mevzulara girip muhabbet ettik, yorgunduk zira, uyuduk ..
—-
Yolum uzun, gezecek çok yer olduğundan Atina’ya bir gün ayırmıştım, ertesi gün grev çıkınca tren ve otobüsler iptal oldu, ben de bir gün daha Atina’da kalmak durumunda kaldım. Hoş fena olmadı, arkeoloji müzesini gezip görmek istediğim bir kaç ölümsüzü görmüş oldum, efsaneleri sevdiğimden müzede okuyacak bir sürü şey buldum.
![]()
Tabi asıl gezilecek yerler şehir merkezinin ucunda kalan Acropolis ve tapınakların vs. olduğu yerlerdi, sokaklar çok titizce kare kare bölünmüş gibi olduğundan iki dakkada kırk yıldır orda yaşıyor gibi hissetmeye başladım :)
![]()
Adalarda yaşayan Yunanlılar Türkleri epey seviyor anladığım kadarıyla, Türk olduğumu öğrenen herkes çok sıcak davrandı mesela ilginçtir :) Herkes İngilizce biliyor gibiydi bir de, yol üstünde ubuntu kullanan bir internet kafeciyi de Pardus’a geçmeye ikna ettim ( Daha doğrusu kendisi hemen ikna oldu :) )
Atina küçük bir şehir olduğundan ( gerçi Yunanistan nüfusunun yarısı orada ama yine de çok küçük ) ve her yer tarihi eser olduğundan sokak aralarında ufak kafelerde gezmek zevkliydi, hediyelik şeyler çok pahalıydı, ben de bir backpacker olarak zaten üç kuruşun hesabını yapıyordum, pek Yunanistan’a özgü bir şeyler tadamadım ta ki ertesi gün ….
Upcoming Day Three, Pain

Daha çok fotoğraf isteriz işbarancım, hatta albüm falan iyi gider.
Yediğin içtiğin senin olsun bize manzara göster :)
Tamam be ayıpsın biraz daha koyayım foto da ortalık şenlensin bari :)