. the Aphelion ..

October 22, 2008

Time, has betrayed me once again ..

Filed under: Genel — işbaran @ 9:35 pm

Yıl 2002, bilgisayar = mp3 + video + oyun = eğlence

Yıl 2003, bilgisayar mühendisliği bölümüne gelmiş genç insanlar, html, photoshop vs. ile tanışıyorlar bir şekilde. Acayip bir şeyler yapma isteği var hepsinde, lan ne güzel laan diye dolanıyolar yani .. ne versen alacak bir şeyler yapacaklar işte ..

Yıl 2008, bilgisayar mühendisliğinden, üniversiteden, o alakasız dersciklerden, vizesinden de finalinden de, torpilinden de, okulun her türlü pisliğinden nefret eden bir adam ..

Bir yerlerde bir sorun var ama nerde ?..

Bugün trt3 de tbmm izliyorum, konu öğrenci afları .. dinleyince konuşanları, “harbi lan !” “adam doğru diyo valla helal olsun” filan diyorum. Oylamaya sunuluyor her madde, salonun bir tarafı evet diğer tarafı hayır diyor hepsine. Yani aradan hiç karşı tarafın söylediği bir fikri de doğru bulan çıkmıyor ..

Neticede çoğunluk belli, onların okudukları kabul oluyor, geri kalanlar kalıyor .. ne kadar güzel fikirler de olsa, ne kadar mantıklı ve doğru da olsa kalıyor.

Millet meclisinde öğrenciler için kimse bir şey yapmıyor neticede, kimsenin okunanları dinlediği filan da yok .. saçma sapan bir oturum oluyor işte böyle, konu çok ciddi bile olsa arkalarda muhabbet edip gülen eğlenen tipler oluyor mesela ..

Dinleyince bunlar öğrencileri çok seviyorlar lan diyorum, hep harika laflar atılıyor çünkü, acayip mantıklı konuşmalar geçiyor .. Niye okula gitmediğim halde her dönem 500 ytl harç ödediğim sorusu aklıma geliyor sonra mesela, sonra bunların topunun şerefsiz olduğu, ruhlarını sattıkları aklıma geliyor .. o sırıtan suratlarını bir güzel dağıtmak geliyor içimden ..

aah chen üzümlü kekim, hayat 8 yaşında gerçekten zor ..

October 20, 2008

Barış Manço

Filed under: Genel — işbaran @ 10:57 pm

Barış Manço’yu anma girdisi ..

Ne çabuk unutuyoruz her şeyi ..

October 19, 2008

Day Three, Pain

Filed under: Genel, Gezgin — işbaran @ 7:58 pm

I am real. I’m not a dream
I’m the chain around your neck as you scream

Every single day, I can’t believe this is the end
But It’s written in stone, i was always alone

*-*

Ertesi iş günü İtalya’ya doğru yola çıkmak için trenle Patras’a geçtim, gemi bileti işlerini halledip biraz da etrafı dolaşıp zaman öldürdükten sonra liman kapılarından birinin açılmasını bekliyordum ki Deniz’le karşılaştık. ( Önceden tanıdığımdan değil, yaklaşık 16 saatlik gemi yolculuğunda yol arkadaşlığı ettiğinden bu samimiyetim :) )

Deniz

Kız arkadaşı Yunanistan’dan olunca Yunanca öğrenen, bunun yanında Fransa’da yaşayan bir fotoğrafçı ve çok da hoş sohbet biri :) Yunanistan hakkında bazı tips&tricks verdikten sonra Yunan müziği eşliğinde çipura diye okunan epeyce sert bir şeyler denedik, dev gibi bir gemide karanlık denizi izleyerek sohbet ettik, benim kafa kısmen başka diyarlardaydı ama yine de gemi yolculuğu çok keyifliydi. ( Tırlara saklanan mültecilerin ayıklanması sürecini yukarıdan izlemek mesela :) )

PatrasPatras

Uyandığımızda neredeyse Bari’deydik, sabah espressolarımızı içerken artık çay içmekten ümidi kesip paso kahve içmem gerekeceğini hissetmeye  başlıyordum tabi :)

Bari

İtalya’nın güney kesiminin fakir olduğunu söyledi herkes ama İtalya’nın hiçbir yerinde o sokakları ve insanları görmedim. Bari gerçekten harikaydı, Deniz’i yolcu ettikten sonra epey ara sokaklarda dolaşıp keyif yaptım, biraz fotoğraf da çektim tabi :) ( Özel istek üzerine daha çok fotoğraf + fotoğrafların orjinallerine link ) Roma’ya gitmek üzere tren istasyonuna üzülerek döndüm.

BariBari

Yaklaşık 6 saat tren yolculuğundan sonra gece 11 gibi Roma’ya vardım. Hostelimi bulup biraz tıkınıp (yemeden asla !) yattım ..

September 21, 2008

lann

Filed under: Genel — işbaran @ 9:44 pm

 Sıkıldım bu ara bazı şeyleri/işleri beklemekten, bu arada da hiçbir şey yapasım gelmedi ..

Bu arada Onur yüzünden travian’a girdim, sonra da ogame’e kaydoldum sıkıntıdan..

Ogame eskisi gibi değil. Her şey parayla artık. Parayı ver üretim artsın, parayı ver güçlü ol .. Uyusan da uyumasan da geridesin ..

Bunun yanında o tanıdık arayüz .. , garip geldi .. İttifaklara baktım, hep eski ittifakları buldum, oynayanlar değişmiştir herhalde ama isimler kalmış ..

Heyecanlıydı eskiden, şimdi sanmıyorum ki aynı tadı versin, bir kişiye on kişi saldırmak, parayla her şeyi almak filan, ne anlamı kaldı ki güzelim oyunun şimdi ?

Half-Life 2 nasıl ki gelmiş geçmiş en başarılı FPS oyunsa, ogame’de en başarılı  web tabanlı oyundu, yoktu öyle bir oyun başka .. pff o da gitti işte

Half-Life 2 de kurdum, tekrar kurdum yani .. Dizüstünde Crysis vardı ama kesinlikle kıyaslanamaz Half Life ile.

Eşek kadar oyun, grafikler harika eyvallah, ama benim ikinci canavarda bile oynanmıyor .. Hem öküz gibi olduğundan, hem oynanabilirliği sıfır olduğundan ..

Harika fikirler var oyunda. Mesela nano giysi harika bir fikir. Heyecan verici, çekici. Ama kullanamıyorsun, Half-Life’ın bir gravity gun’ı tüm o emeği alt üst edecek kıvamda oynanabilirlik veriyor, ruh veriyor .. Türk parmağı var diye oyunda, oyun ne zamandır duruyor bilgisayarda, ama o kadar işte .. bir türlü tutmuyor..

Hep böyle oluyor. İstediğim zaman bu uyku düzenini, hiç yapamazdım. Şimdi istemiyorum, sıkılıyorum diye, cuk diye oturdu. Hep uyanığım artık, az uyuyorum ama istemiyorum bu halde oturmak .. ama uyuyamıyorum da daha fazla .. ya da sıkıntımı atamıyorum .. Gidicem buralardan ya, bakalım ..

Nightwish harikadır, severim dinlerim. Nightwish’e bazı şarkılarda keşfettiğim enfes sololar yüzünden tutulmuştum, bir de verdiği ruh sayesinde. Ama şarkılarının büyük bir kısmı da yavan ..  Niye böyle yaparlar kendilerine anlamıyorum .. Trunen’in diğer albümleri de salak gibi ..

Gariptir, şu an insanları başka bir gözle görüyorum, yaşayışları vs., sanki kitaptan okuyormuşum herkesi gibi, yani girişte karakterler tanıtılıyormuş gibi. Bunu daha önceleri yapmak istediğimde yapamazdım. Şimdi konsantre olabiliyorum herhalde çok garip oluyor ..Yalnız hissediyorsun kendini ama. Yani “hmm, bu kitapta bu karakterler var demek” dersin kitapta okuyunca, bakalım kimler neler yapacak dersin, tanırsın karakterleri ama bunların bir ikisi seni şaşırtacaktır ilerki sayfalarda, bunun verdiği merakla okursun kitabı. Ama hayata bakınca bu gözle, bu koskoca hayata ve bir dünya insana, bunların hangileri şaşırtacak nerden bileyim anasını satayım ? Nasıl merakımı canlı tutayım bir ömür boyu ? Hele ki girişler, sıkıcı sayfalar yıllar alıyorken, ve herkes bu standart, tek düze rollerini benimsemişken ..

Kaybedince anlarsın ya değerini bir şeylerin, ben anlamıyorum. Herhalde değer bilmezler için söylenir bu, o yüzden .. yoksa ben en fazla anlamıyor olabilirim, değer bilmez olduğum söylenemez. Ya da anlıyorumdur bilemiycem. Yoksa sadece bilmez miyim ? Bilemiyorum ..

September 19, 2008

bu şarkı için de teşekkürler

Filed under: Genel — işbaran @ 9:46 pm

Father time, I’m running late
I’m winding down, I’m growing tired
Seconds drift into the night
The clock just ticks till my time expires

You were once my friend
Now I know I can’t tie your hands
The days I saved I couldn’t spend
They fell like sand through the hourglass
No time to lose, no time to choose

Time taking time, it’s taken mine
Scenes of my life seem so unkind
Time chasing time creeps up behind
I can’t run forever, and time waits for no one
Not even me

An enemy I can’t defend
My final days a deadly end
Life’s just a speck in space
Dreams of an eternal resting place

I can’t get any younger
Time has brutal hunger

marty ve dave ‘i öpüyorum

Powered by WordPress Modified by Dotservant.com Website Hosting.