Pınar sağ olsun bu harika temayı (olur da bir gün değiştiririm, ismi anarchy) günlüğüme kazandırmış bulundum ..
Şimdi de başlıktan tahmin edicüüünüz üzere gezimizin Münih ayağını anlatmak üzereyim ..
- İnnsbruck ayağını geçiyorum çünkü sadece bir şeyler yiyebilecek kadar kalabildim, ama yol boyu harika bir manzara izledim, helal olsun bu insanlara.
İnnsbruck karlı dağlar arasında güzel bir kasaba, ulan bu filmler nerde geçiyor böyle dersin ya işte öyle bir yer, tıpkı 6 saatlik yolculuğun tümünde izlediğim diğer yerler gibi yani :)
Münih’e gelince birden tüm hava değişti :), üç insandan biri Türkçe konuşuyor nerdeyse, yolda orda burda paso Türk .. Tarihlik bir olayı da olmadığı için pek İtalyan şehirleri gibi, trende yolculuk ettiğim Giovanni’nin çizdiği krokimsiden, gidilesi yerlerden yararlanayım bari dedim .. İlk gün biraz da gece olduğundan iki dürüm yiyip :) hostelle uzaktan yakından alakası olmayan otelin barında takıldım, e zengin memleketin hosteli de böyle oluyormuş demek ki :)
*-*
Ertesi gün metroyla dev. days’in yapılacağı hilton otele yakın bir istasyona gittim erkenden, istasyon ingiliz bahçesi dedikleri müthiş parkın yanında olduğundan orada biraz gezinip çayımı içmek sonra parkı geçerek dev. days’e yollanmak vardı aklımda .. Parkı biraz küçümsemiş olacağım ki, o kadar ağaca dayanamayıp yavaş yavaş yağan yağmurla, görülebilecek en güzel sonbahar manzaralarından biri arasında kayboldum ..
Qt Developer Days bizim şenlik gibiydi özde :P :) Zorluk derecesine göre 3 seviyeye ayrılmış seminerler, aralarda Hilton/Nokia sağolsun kahve/yemek/muhabbet imkanı, sürekli geliştiricilerin durduğu 3 tane “meet the experts” odasında yeni teknolojilerin tanıtımı ve geliştiricilerle birebir muhabbet olanağı .. Katılımcıların çoğu şirketlerden gelse de FOSS geliştiricileri de vardı. Yunanlılarla - bilmiyorum komşu olmaktan mı - bir bağımız olsa gerek, Selanik’ten Nikolos ve Dimitris (şaka gibi evet) in ekibiyle takıldık genelde, bir de Murat vardı Avusturya’dan, Türk olarak sadece biz vardık ama Murat Avusturyadan olduğundan yaka kağıdının rengi farklıydı :)
Seminerler zevkliydi, Qt in Depth gibi “bir an koptum galiba” hissi veren üniversite dersleri yanında “QGraphics*” semineri gibi eğlenceli, ya da ‘Animation API’ gibi “değişik/not yet implemented” seminerler de vardı. Ağız birliği etmiş olacaklar ki her seminerde whats new in qt4.5, 4.6 başlığı vardı, tabi projenin şirketlerin isteklerine göre ilerleyen bir geliştirme süreci olduğundan oldukça anlamlıydı bunlar aslında ..
Münih’te iki günü konferansla geçirince ( evet akşamları da parti vardı :) (tekrar sağol nokia/trolls) ) gezmek için bir günüm kaldı .. “Hiçbir yer yürünemeyecek kadar uzak değildir” felsefem beni yine yanıltmadı ve gezmek için işaretlediğim ünlü bira evlerini filan gezip şehri turladım, ilginçtir liseden(yoksa ortaokul muydu?) kalma Almanca’mı da hatırlamaya başlıyordum bu arada ! İngiliz Bahçesini (bu sefer kaybolmadan) doya doya gezip çok zor yaşayabildiğimiz sonbaharı da iyice yedirdim beynime ..
Her akşam muhabbet ettiğimiz ve sağ olsun geleneksel tüm içkilerden ısmarlayan George’tan da bahsetmeden olmaz :) Avustralya’dan Avrupa’ya gelip benim yaptığım şeyi bir yıl sürdüreceğini söyleyen (bir süre barda çalışıp sıkılınca şehir değiştirmek suretiyle :) yoksa barmenlike alakası yok :) ) bir barmen kendisi .. Seneye oktoberfestte görüşmek üzere ayrıldık :)
Kasvetli havamdan kurtulup her akşam eğlenmemi sağlayan arkadaşlara da çok teşekkür ediyorum :) ( bir daha jackass izleyerek içmemeye yemin ettik ) Sayelerinde Münih çok eğlenceli bir son durak oldu benim için
Son sabah erkenden uçağım için Stuttgart’a yola çıktım, merkezi gezmek için de biraz vaktim kaldığından orayı da görmüş oldum, tabi Stuttgart da asıl görülmesi gereken araba fabrikaları filandır büyük ihtimalle .. ( herkes Stuttgart iğrenç sanayi şehri vs. dedi ama ben bu kadar yeşil bir sanayi şehri görmedim, onları alıp gebzeye getiricem bi gün :D )
Uçmak harika bir duygu, uçağa binince yazın salak bir sınav yüzünden paraşüt okulunda neleri kaçırdığımı anladım :( seneye söz gidiyorum !
