Archive for ◊ September, 2008 ◊

28 Sep 2008 No colors anymore I want them to turn black
 |  Category: Gezgin  | Leave a Comment

Vize çabalarım nihayet sona eriyor ! ..

Bir işe girişirken biraz araştırıp gerisini akışına bırakmak hep en mantıklı şey olmuştur benim için. Hem yeterince detay bilmemekten karşılaştığım şeylere şaşırmam ( böyle olacağı belliydi der gibi ) hem de karşılaştığım şeylerden heyecan duyabilirim böylece ! her an her şey olabilir gibi !

Neyse ne diyordum, pasaportum nihayet hazırlanmış. Idata’daki çatlak hatunu saymazsak yol üstündeki herkes gayet normal davrandı, cepten arayıp bilgi bile verdiler, pasaportunuz hazır bile dediler işte o kadar iyi yani .. ( Şimdi aklıma geldi, Kamil Koç’u anmazsam ayıp olacak, web sitesiyle ilgili hata bildirince cepten arayıp ilginiz için teşekkürler, cevap veremememizi yanlış anlamayın, fikirleriniz bizim için önemli, ilgileniyoruz demişlerdi, o yüzden artık Kamil’i tek geçiyorum işte .. )

Hep demişimdir insan neyse ve ne olacaksa, yalnızlığında olur diye. Delilerin ne düşündüğünü bildiğimi iddia etmiycem, aşırı yalnızlığın delirme sınırıyla bir ilişkisi olduğunu da inkar edemem, bilgim yok çünkü bu konuda. Ama tadında bir yalnızlık, kendinle olabildiğince baş başa kalma düşüncesi beni hep çekmiştir. Bu düşüncemin yakın çevremce anlaşılamaması, sessiz sakin bir insan olmamla ilişkilendirilmesi ise hep üzücü oldu. Sık sık uzaklara bakarken yakaladığımız insanlar benden daha mı normal davranıyor yani ? pff

İşte bir takım şeyler, bir takım şeyler derken, kendimi avrupa yollarına vurayım dedim .. İlk paragraftaki öz deyişim ışığında yol haritamı biraz çizip (tek cümleler paragraftan sayılmasa gerek ?), biraz da oluruna bırakarak ilerledim, bu hafta içi ya da en geç hafta sonu yola çıkıyorum ..

Yunanistan, İtalya, Fransa ve Almanya güzide memleketlerinin sokaklarının kokusunu alacağım biraz. Kimisi için bu gezi tarihin kalıntılarını görmek, kimisi için güzel fotoğraflar çekmek demektir, benim için de sıradan bir sokağın köşesine oturup insanları ve şehri izlemek olacak. Sahilde geçmiş bir Çanakkale gecesini Venedik’te yaşatmak istiyorum, Ancona’yı, Eceabat’ta bir gece geçirmek zorunda kalmak gibi görüyorum, böyle de saçma sapan fantezilerim var işte, böyle de kıt görüyorum dünyayı, ya da bu da benim seçtiğim, seçimim, seçimim, seçimimdir ve hoşuma gidiyordur ne bileyim :)

Bu baltaya sap olmamış herkesi tebrik etmeden bitiremeyeceğim bu arada.. Benim yolum denen şeyin garip bir şey olduğunu düşünmeye başlıyorum artık çünkü. Herkese önce çekici gelen, sonra korkutan bir yolum var galiba. Sonunu göremiyor kimse ! Kimse güvenemiyor ki bana .. Ama ne korktukça, ne inanmadıkça bir şeylerden ne heyecan ne tat alamazsınız, ve herkesin derdi kendine, akıl verme diyip kesiyorum sözümü burada..

Ben de sizlerin peşinizi bırakıyorum artık..

Yarın gezi günlüklerimde görüşmek üzere, hoşçakalın.

21 Sep 2008 lann
 |  Category: Genel  | Leave a Comment

 Sıkıldım bu ara bazı şeyleri/işleri beklemekten, bu arada da hiçbir şey yapasım gelmedi ..

Bu arada Onur yüzünden travian’a girdim, sonra da ogame’e kaydoldum sıkıntıdan..

Ogame eskisi gibi değil. Her şey parayla artık. Parayı ver üretim artsın, parayı ver güçlü ol .. Uyusan da uyumasan da geridesin ..

Bunun yanında o tanıdık arayüz .. , garip geldi .. İttifaklara baktım, hep eski ittifakları buldum, oynayanlar değişmiştir herhalde ama isimler kalmış ..

Heyecanlıydı eskiden, şimdi sanmıyorum ki aynı tadı versin, bir kişiye on kişi saldırmak, parayla her şeyi almak filan, ne anlamı kaldı ki güzelim oyunun şimdi ?

Half-Life 2 nasıl ki gelmiş geçmiş en başarılı FPS oyunsa, ogame’de en başarılı  web tabanlı oyundu, yoktu öyle bir oyun başka .. pff o da gitti işte

Half-Life 2 de kurdum, tekrar kurdum yani .. Dizüstünde Crysis vardı ama kesinlikle kıyaslanamaz Half Life ile.

Eşek kadar oyun, grafikler harika eyvallah, ama benim ikinci canavarda bile oynanmıyor .. Hem öküz gibi olduğundan, hem oynanabilirliği sıfır olduğundan ..

Harika fikirler var oyunda. Mesela nano giysi harika bir fikir. Heyecan verici, çekici. Ama kullanamıyorsun, Half-Life’ın bir gravity gun’ı tüm o emeği alt üst edecek kıvamda oynanabilirlik veriyor, ruh veriyor .. Türk parmağı var diye oyunda, oyun ne zamandır duruyor bilgisayarda, ama o kadar işte .. bir türlü tutmuyor..

Hep böyle oluyor. İstediğim zaman bu uyku düzenini, hiç yapamazdım. Şimdi istemiyorum, sıkılıyorum diye, cuk diye oturdu. Hep uyanığım artık, az uyuyorum ama istemiyorum bu halde oturmak .. ama uyuyamıyorum da daha fazla .. ya da sıkıntımı atamıyorum .. Gidicem buralardan ya, bakalım ..

Nightwish harikadır, severim dinlerim. Nightwish’e bazı şarkılarda keşfettiğim enfes sololar yüzünden tutulmuştum, bir de verdiği ruh sayesinde. Ama şarkılarının büyük bir kısmı da yavan ..  Niye böyle yaparlar kendilerine anlamıyorum .. Trunen’in diğer albümleri de salak gibi ..

Gariptir, şu an insanları başka bir gözle görüyorum, yaşayışları vs., sanki kitaptan okuyormuşum herkesi gibi, yani girişte karakterler tanıtılıyormuş gibi. Bunu daha önceleri yapmak istediğimde yapamazdım. Şimdi konsantre olabiliyorum herhalde çok garip oluyor ..Yalnız hissediyorsun kendini ama. Yani “hmm, bu kitapta bu karakterler var demek” dersin kitapta okuyunca, bakalım kimler neler yapacak dersin, tanırsın karakterleri ama bunların bir ikisi seni şaşırtacaktır ilerki sayfalarda, bunun verdiği merakla okursun kitabı. Ama hayata bakınca bu gözle, bu koskoca hayata ve bir dünya insana, bunların hangileri şaşırtacak nerden bileyim anasını satayım ? Nasıl merakımı canlı tutayım bir ömür boyu ? Hele ki girişler, sıkıcı sayfalar yıllar alıyorken, ve herkes bu standart, tek düze rollerini benimsemişken ..

Kaybedince anlarsın ya değerini bir şeylerin, ben anlamıyorum. Herhalde değer bilmezler için söylenir bu, o yüzden .. yoksa ben en fazla anlamıyor olabilirim, değer bilmez olduğum söylenemez. Ya da anlıyorumdur bilemiycem. Yoksa sadece bilmez miyim ? Bilemiyorum ..

19 Sep 2008 bu şarkı için de teşekkürler
 |  Category: Genel  | Leave a Comment

Father time, I’m running late
I’m winding down, I’m growing tired
Seconds drift into the night
The clock just ticks till my time expires

You were once my friend
Now I know I can’t tie your hands
The days I saved I couldn’t spend
They fell like sand through the hourglass
No time to lose, no time to choose

Time taking time, it’s taken mine
Scenes of my life seem so unkind
Time chasing time creeps up behind
I can’t run forever, and time waits for no one
Not even me

An enemy I can’t defend
My final days a deadly end
Life’s just a speck in space
Dreams of an eternal resting place

I can’t get any younger
Time has brutal hunger

marty ve dave ‘i öpüyorum

19 Sep 2008
 |  Category: Genel  | Leave a Comment

“Seviyor musun?” dedim, “Seviyorum.” dedi. “Ne kadar?” dedim, “Çok.” dedi. “Ne kadar çok?” dedim. “Her akşam eve gelip dırdırını çekecek kadar çok…” dedi. Sustum…

hehe

06 Sep 2008 A light that shines behind the veil
 |  Category: Genel, Muzik  | Leave a Comment

Where are you tonight?
Wild flower in starlit heaven
Still enchanted in flight
Obsessions lament to freedom

A timeless word, the meanings changed
But I’m still burning in your flames,
Incessant, lustral mmasquerade,
Unengaged, dilit love didn´t taste the same

And I still wonder if you ever wonder the same
And I still wonder

Ne güzel şarkıdır bu da, compilation albüm de pek güzelmiş

bir de a natural disaster vardır

no matter what i say, no matter what i do ..