Vize çabalarım nihayet sona eriyor ! ..
Bir işe girişirken biraz araştırıp gerisini akışına bırakmak hep en mantıklı şey olmuştur benim için. Hem yeterince detay bilmemekten karşılaştığım şeylere şaşırmam ( böyle olacağı belliydi der gibi ) hem de karşılaştığım şeylerden heyecan duyabilirim böylece ! her an her şey olabilir gibi !
Neyse ne diyordum, pasaportum nihayet hazırlanmış. Idata’daki çatlak hatunu saymazsak yol üstündeki herkes gayet normal davrandı, cepten arayıp bilgi bile verdiler, pasaportunuz hazır bile dediler işte o kadar iyi yani .. ( Şimdi aklıma geldi, Kamil Koç’u anmazsam ayıp olacak, web sitesiyle ilgili hata bildirince cepten arayıp ilginiz için teşekkürler, cevap veremememizi yanlış anlamayın, fikirleriniz bizim için önemli, ilgileniyoruz demişlerdi, o yüzden artık Kamil’i tek geçiyorum işte .. )
Hep demişimdir insan neyse ve ne olacaksa, yalnızlığında olur diye. Delilerin ne düşündüğünü bildiğimi iddia etmiycem, aşırı yalnızlığın delirme sınırıyla bir ilişkisi olduğunu da inkar edemem, bilgim yok çünkü bu konuda. Ama tadında bir yalnızlık, kendinle olabildiğince baş başa kalma düşüncesi beni hep çekmiştir. Bu düşüncemin yakın çevremce anlaşılamaması, sessiz sakin bir insan olmamla ilişkilendirilmesi ise hep üzücü oldu. Sık sık uzaklara bakarken yakaladığımız insanlar benden daha mı normal davranıyor yani ? pff
İşte bir takım şeyler, bir takım şeyler derken, kendimi avrupa yollarına vurayım dedim .. İlk paragraftaki öz deyişim ışığında yol haritamı biraz çizip (tek cümleler paragraftan sayılmasa gerek ?), biraz da oluruna bırakarak ilerledim, bu hafta içi ya da en geç hafta sonu yola çıkıyorum ..
Yunanistan, İtalya, Fransa ve Almanya güzide memleketlerinin sokaklarının kokusunu alacağım biraz. Kimisi için bu gezi tarihin kalıntılarını görmek, kimisi için güzel fotoğraflar çekmek demektir, benim için de sıradan bir sokağın köşesine oturup insanları ve şehri izlemek olacak. Sahilde geçmiş bir Çanakkale gecesini Venedik’te yaşatmak istiyorum, Ancona’yı, Eceabat’ta bir gece geçirmek zorunda kalmak gibi görüyorum, böyle de saçma sapan fantezilerim var işte, böyle de kıt görüyorum dünyayı, ya da bu da benim seçtiğim, seçimim, seçimim, seçimimdir ve hoşuma gidiyordur ne bileyim :)
Bu baltaya sap olmamış herkesi tebrik etmeden bitiremeyeceğim bu arada.. Benim yolum denen şeyin garip bir şey olduğunu düşünmeye başlıyorum artık çünkü. Herkese önce çekici gelen, sonra korkutan bir yolum var galiba. Sonunu göremiyor kimse ! Kimse güvenemiyor ki bana .. Ama ne korktukça, ne inanmadıkça bir şeylerden ne heyecan ne tat alamazsınız, ve herkesin derdi kendine, akıl verme diyip kesiyorum sözümü burada..
Ben de sizlerin peşinizi bırakıyorum artık..
Yarın gezi günlüklerimde görüşmek üzere, hoşçakalın.
