Archive for ◊ November, 2008 ◊

20 Nov 2008 Time marches on

Gelmiş geçmiş en salak gezegen olan Linux Gezegenini rss lerini almaya üşendiğim bazı insanların bloglarını takip için kullanıyorum, Serkan Kaba da 64 bit flash çıktığını duyurunca yıllar önce kendi günlüğümde 64 bit flash çıksın artık diye bağırdığım yazıyı arayıp tarihine bakayım dedim .. Başka şeylere raslayınca bu yazıyı yazasım geldi :))

Denemek istediğim, lafını edip hiç uğraşmadığım şeyler listesi yapmışım bir yazıda ama hiç denememişim mesela şu ikisini :)

“LFS ve FreeBSD”

Bir yazımda da neden Firefox için adam gibi tema yok diye bağırmışım :) yıllar geçti de çok mu güzel temalar geldi ? Hayır ama bahsedilebilecek bir kaç tema da çıktı hakkını yemeyelim. Mesela şu an kullandığım tema olan Chromifox harika başka şöyle harika temalar da çıkmış meydana

“Chromifox, Neptun, IFox, Kde4+Firefox3″

Yıllar önce ftp client için de yakınmışım hatta ftp işleri için bir Firefox eklentisi kullanacak kadar delirmişim peki yıllar geçti de ne oldu ? Kftpgrabber da milim ilerleme yok, gftp desen aynı tas aynı hamam gidiyor.

Yıllar önce insanlara laf atarmışım, yanlış bir şey görünce bu iş böyle mi yapılır diye yazarmışım mesela. Nerdeyse gördüğüm her şeye şaşırıyormuşum insanlığıma filan ters geliyordu herhalde.. Yıllar sonra ne oldu peki ? ne olsun yıllar geçti işte .. o kadar laf ettiğim üç kuruşluk adamlar hala aynı yerdeler ya da daha iyi yerlerde. Neyse ki onlar gibi ‘yükselemesem’ de adamla sapı ayırır hale gelebilmeyi filan başarmışım, etrafımdakileri temizlemişim, mis gibi adamlar kalmış yanımda yöremde ..

Konuşmayı kestim mi, kesecek miyim ? Belki bugün işime gücüme bile engel oluyor o söylediklerim, ‘kafası karışık’ bulunuyorum yükseklerdeki serserilerce ya da uyumsuz filan görünüyorum, sırf saçım yüzünden belki n tane yer geri çevirecek yarın öbür gün ..

İnsanları sevmiyorum diyorum da boşuna mı diyorum ben, çevrendeki insanın 80% inin göt olduğunu anlayınca susup aralarına karışıyorsun ve ilerliyorsun iyi güzel de, ilerlediğin yer o bk dolu delik olduktan sonra ne tad alacaksın ki ? ( Yardımcı olayım mı ? )

Küçük şeylerden tat almayı bilmeyen, şükretmeyi bilmeyen ruhsuz insanlara nasıl dönüştüler tanıdığım bildiğim insanlar ben biliyorum. Şu okulu uzatmamın ve bu sıkıntının altına girmemin, yapayalnız düşünebilmeyi, kalabilmeyi öğrenmemin ne kadar değerli olduğunu anlatamam. n sene sürecek hayatımda çok önemli geri dönüş noktaları oluşturmuş olmuşum ‘bildiğimi yaparak’.

Yaşamak çok zevkli !

12 Nov 2008 ne uğraşıyorsun güzelim
 |  Category: Genel, tr  | Leave a Comment

10 Nov 2008 Heavy Metal, Keep me Alive !
 |  Category: Heavy  | Leave a Comment

Sansürledim, bunu erişime kapadım

ikinci edit: başarılar

üçüncü edit :

“I hear your silent heartbeat
I hear your silent cries
Ohhh your just in lies lies and lies”

dördüncü edit :

06 Nov 2008 dandik ama günlük programlar
 |  Category: Genel, Linux, crap  | Leave a Comment

O da ne ola ki diyebilirsiniz. Bu, dandik olduğu halde günlük yaşantımıza girmiş, ya da toplamda dandik olmasa bile akıl almaz dandiklikler barındıran programların listesini tuttuğum sayfa artık ! Yeri geldikçe güncellemeye de üşenmeyeceğim !

Tüm KDE aşkıma rağmen bazen öyle anlar oluyor ki deliriyorum !

1 konversation : Kendimi bildim bileli tüm kanallara girdikten sonra kullanıcıyı identify ediyor, yapacağı en temel şeyi bu kadar bktan yapan bir program daha bilmiyorum. Listede ilk sırayı kendisine veriyorum.

2 akregator : Özellikle kde4 versiyonunda aynı anda muhtemelen 100-150 feed için ayrı bağlantılar kurmaya çalışıp tüm ağı mahveden akıl ürünü olmaktan işte bu kadar uzak dandik bir program kendisi, bu kadar zaman bu kadar kolay bir işi yapacak daha düzgün bir şey yazılmamasına mı, modemlerimizin böyle saçma sapan durumlarda kafayı yiyecek kadar dandik olmasına mı yanayım bilemiyorum ..

3 mplayer : Mplayer insan olsaydı “eşek kadar adam olmuş çişini tutamıyor” derdim kendisine. Çünkü ya bu programın geliştiricileri bu programı kullanmıyorlar, ya da gui özürlüler. mplayer’ı bildim bileli kendisi son açılan dosya path’ini tutma özürlü. Her seferinde ev dizinini açıp bilmem nerdeki dosyanın alt yazısını o kçıma benzeyen file dialog ile bulmam gerekiyor. File dilaog da kçıma benziyor çünkü standard dialogu kullanmak yerine çok gui tasarımından anlıyor gibi tek tıklamayla dizin değiştirme gibi saçma sapan bir özellik ekleyip standart menüdeki kısayolları da kaldırmışlar. Gel de delirme. Bu hale geleceğini bilsem “gui’yi qt ile yazıcaz yardım lazım” dediklerinde işi gücü bırak koşa koşa giderdim herhalde.

Şimdilik burda kesiyorum, aklınıza gelen uyuz olduğunuz şeyler varsa yorum ekleyin burayı güncelleyeyim, ben de aklıma gelenleri yazıp ilerde İngilizceye’de çeviricem muhtemelen

04 Nov 2008 Day six, Childhood
 |  Category: Gezgin  | Leave a Comment

Pınar sağ olsun bu harika temayı (olur da bir gün değiştiririm, ismi anarchy) günlüğüme kazandırmış bulundum ..

Şimdi de başlıktan tahmin edicüüünüz üzere gezimizin Münih ayağını anlatmak üzereyim ..

- İnnsbruck ayağını geçiyorum çünkü sadece bir şeyler yiyebilecek kadar kalabildim, ama yol boyu harika bir manzara izledim, helal olsun bu insanlara.

İnnsbruck karlı dağlar arasında güzel bir kasaba, ulan bu filmler nerde geçiyor böyle dersin ya işte öyle bir yer, tıpkı 6 saatlik yolculuğun tümünde izlediğim diğer yerler gibi yani :)

Innsbruck

Innsbruck

Münih’e gelince birden tüm hava değişti :), üç insandan biri Türkçe konuşuyor nerdeyse, yolda orda burda paso Türk .. Tarihlik bir olayı da olmadığı için pek İtalyan şehirleri gibi, trende yolculuk ettiğim Giovanni’nin çizdiği krokimsiden, gidilesi yerlerden yararlanayım bari dedim .. İlk gün biraz da gece olduğundan iki dürüm yiyip :) hostelle uzaktan yakından alakası olmayan otelin barında takıldım, e zengin memleketin hosteli de böyle oluyormuş demek ki :)

*-*

Ah o yapraklar

Ah o yapraklar

Ertesi gün metroyla dev. days’in yapılacağı hilton otele yakın bir istasyona gittim erkenden, istasyon ingiliz bahçesi dedikleri müthiş parkın yanında olduğundan orada biraz gezinip çayımı içmek sonra parkı geçerek dev. days’e yollanmak vardı aklımda .. Parkı biraz küçümsemiş olacağım ki, o kadar ağaca dayanamayıp yavaş yavaş yağan yağmurla, görülebilecek en güzel sonbahar manzaralarından biri arasında kayboldum ..

Englischer Garten

Englischer Garten

Qt Developer Days bizim şenlik gibiydi özde :P :) Zorluk derecesine göre 3 seviyeye ayrılmış seminerler, aralarda Hilton/Nokia sağolsun kahve/yemek/muhabbet imkanı, sürekli geliştiricilerin durduğu 3 tane “meet the experts” odasında yeni teknolojilerin tanıtımı ve geliştiricilerle birebir muhabbet olanağı .. Katılımcıların çoğu şirketlerden gelse de FOSS geliştiricileri de vardı. Yunanlılarla - bilmiyorum komşu olmaktan mı - bir bağımız olsa gerek, Selanik’ten Nikolos ve Dimitris (şaka gibi evet) in ekibiyle takıldık genelde, bir de Murat vardı Avusturya’dan, Türk olarak sadece biz vardık ama Murat Avusturyadan olduğundan yaka kağıdının rengi farklıydı :)

Qt Dev Days

Qt Dev Days

Qt Dev Days

Qt Dev Days

Seminerler zevkliydi, Qt in Depth gibi “bir an koptum galiba” hissi veren üniversite dersleri yanında  “QGraphics*” semineri gibi eğlenceli, ya da ‘Animation API’ gibi “değişik/not yet implemented” seminerler de vardı. Ağız birliği etmiş olacaklar ki her seminerde whats new in qt4.5, 4.6 başlığı vardı, tabi projenin şirketlerin isteklerine göre ilerleyen bir geliştirme süreci olduğundan oldukça anlamlıydı bunlar aslında ..

Münih’te iki günü konferansla geçirince ( evet akşamları da parti vardı :) (tekrar sağol nokia/trolls) ) gezmek için bir günüm kaldı .. “Hiçbir yer yürünemeyecek kadar uzak değildir” felsefem beni yine yanıltmadı ve gezmek için işaretlediğim ünlü bira evlerini filan gezip şehri turladım, ilginçtir liseden(yoksa ortaokul muydu?) kalma Almanca’mı da hatırlamaya başlıyordum bu arada ! İngiliz Bahçesini (bu sefer kaybolmadan) doya doya gezip çok zor yaşayabildiğimiz sonbaharı da iyice yedirdim beynime ..

Her akşam muhabbet ettiğimiz ve sağ olsun geleneksel tüm içkilerden ısmarlayan George’tan da bahsetmeden olmaz :) Avustralya’dan Avrupa’ya gelip benim yaptığım şeyi bir yıl sürdüreceğini söyleyen (bir süre barda çalışıp sıkılınca şehir değiştirmek suretiyle :) yoksa barmenlike alakası yok :) ) bir barmen kendisi .. Seneye oktoberfestte görüşmek üzere ayrıldık :)

Kasvetli havamdan kurtulup her akşam eğlenmemi sağlayan arkadaşlara da çok teşekkür ediyorum :) ( bir daha jackass izleyerek içmemeye yemin ettik ) Sayelerinde Münih çok eğlenceli bir son durak oldu benim için

Gracie

Gracie

Son sabah erkenden uçağım için Stuttgart’a yola çıktım, merkezi gezmek için de biraz vaktim kaldığından orayı da görmüş oldum, tabi Stuttgart da asıl görülmesi gereken araba fabrikaları filandır büyük ihtimalle .. ( herkes Stuttgart iğrenç sanayi şehri vs. dedi ama ben bu kadar yeşil bir sanayi şehri görmedim, onları alıp gebzeye getiricem bi gün :D )

Stuttgart

Stuttgart

Uçmak harika bir duygu, uçağa binince yazın salak bir sınav yüzünden paraşüt okulunda neleri kaçırdığımı anladım :( seneye söz gidiyorum !