. the Aphelion ..

November 2, 2008

News

Filed under: Code, Linux, Pardus — işbaran @ 10:27 pm

Well, i’m trying to get in mood to read some gnupg library code, and blogging always helps my brain somehow.

As if i don’t have anything to do, i got involved in QNewsletterCreator mail client and Dooble browser project to provide gpg support. I just wanted to code in C, thats it, nothing more ..

I’ll also soon add wpa enterprise support to network manager, things work really slow for me cause i don’t have a wireless environment at home, i can’t even merge some two months old code just because of this .. and after wpa enterprise, there comes a working auto connection support, which will fix half of the bugs of network manager.

There’s also a project called kndiswrapper, a wrapper gui for ndiswrapper. After some discussion with its developer, I decided to rewrote the code in Qt4(done) will add comar&policykit support ( like a new manager, but in C++ ) and a nice gui for end-users borns :)

I’ll try to keep this “work all night” spirit going on untill the halfyear exams .. we’ll see what happens then ..

October 29, 2008

Day Five, Voices

Filed under: Genel, Gezgin — işbaran @ 12:12 am

:) Aradan zaman geçince özlediğimi farkettim yolculuğu .. ah hayat ..

I hear voices, they are talking about you
But what if there’s truth in the words that they speak?
You must be patient, time is the healer
Open up and let them in your heart ….

*_*

Tren yollarında ..

Tren yollarında ..

Venedik yollarına düştüm sonra da ..

Koca trende 2-3 kişiyle ( vagonda tek ) Venedik trenindeydim. Tabi insan Venedik’e nasıl bu kadar insan gider ulen diyor, bir yerlere akşam üstü varmayı sevmesem de artık tecrübenin verdiği güvenle de bu mevsimde turistik yere ben de olsam gitmem diyip kendimi müziğe verdim yolda ..

Aslında kendimi sürekli düşüncelere, müziğe veriyordum yol boyunca ama, çok eskilerde unuttuğum bir takım düşüncelerimi hatırlamam, onların tekrar ön plana çıkıp beni sarması çok zevkli oldu .. kendimde neyi kaybettiğim, neleri kaybettirdikleri hep çıkmaya başladı ortaya, eskiye dönmeye başlamışım yavaş yavaş işte o sırada, şimdi çok daha açık görüyorum ..

*-*

bir öğrenemediler şunu

bir öğrenemediler şunu

Venedik’e vardığımda hava kararmak üzereydi, elimdeki tarifte deniz otobüsüne binip Rialto’ya gidin yazıyordu ama deniz otobüslerinin saati 7€ civarındaydı, yani benim için tek kullanımlık 7€ idi, ben de yürürüm lan ne var ki diyip yola koyuldum.

Venedik’te yürümek başka bir yerde yürümek gibi değildi tabi ki, ama ne yalan söyleyeyim kanallar görünmediğinde çoğu yerde Ayvalık’ta filan yürüyorum gibi oldum, yani turistik yazlık bir memlekete gelmişim gibi hissettim .. çok pahalı mıydı ? Evet turistik şeyler çok pahalıydı .. ama gariptir marketler de bir o kadar ucuzdu, çok ucuzdu yani, belki bu yüzden Türkiye hissi yaşadım bir an ..

Tarifte bahsedilen köprü ( Ponte Rialto ) aslında en ünlü ve görülesi köprü gibi bir yermiş, marketten aldıklarıyla da eşek yüküne level atlamış ben, kan ter içinde köprüye varıp merdivenlere oturduğumda tabi bilmiyordum bunu. “Keşke yavaş yavaş gelseydim çok terledim yav bu poşetlerle de garip oldum” diye düşünüyordum ki poşetleri gören 2 kişi ( ayrı ayrı ) marketin nerde olduğunu sordu :) Hehe diyip hostele yollandım ..

Ponte Rialto

Ponte Rialto

Akşam oda arkadaşlarımdan aldığım tüyolarla görülesi bir kaç yeri geze geze gördüm, evet kanallar evler vs. vs. güzeller ama Venedik Venedik diye can atan benim için Venedik’te özel tek bir şey, tek bir yer vardı, o da San Marco Meydanı’ydı !

Meydana girişim, ve o manzarayı görüşüm hayatımı değiştiren bir an daha yaşamama neden oldu ! Abartmıyorum, ömrümde gördüğüm en güzel yerdi, belki akşam o saatte, o atmosferde girmeseydim böyle hissetmezdim ama oldu işte, o anı yaşadım, sarhoş gibi bir kaç saat orada oturup müziğin, manzaranın ve hayallerin tadını çıkardım ..

Bir gün tekrar o anı yaşamak deliğiyle ..

Piazza San MarcoPiazza San Marco

Allahım yurdum insanına da biraz estetik duygusu ver

Allahım yurdum insanına da biraz estetik duygusu ver

Sabah canım sıkılana kadar şehrin tadını çıkarıp Gökçen’in istediği maskelerden almak için dolaştım biraz, ertesi gün ( oda arkadaşlarım bir gün daha kalmam için ikna etmiş olsalar da :) ) Qt Developers Day için Münih’te olmam gerektiğinden bileti filan da ayarlayıp kılıçbalığı soslu makarnamı yiyip ayrıldım Venedik’ten .. Düşününce şimdi tekrar özledim bak ..

Mazkeler mazkeler

Mazkeler mazkeler

..

I wish i had a sandal

yakın köprü

istanbul ?

suya çöp atan hayvandır

I think you understand it all
Long for the truth, you lived a lie…

*_*

Yorgun gecelerin ardından
Hep aynı yere dönerken
Islak sokaklar boyu düşündüm ..
Solmuş insanların yüzünden
Gülümseme beklerken
Tren yolları boyunca düşündüm

Sanki yıllardır uzaktayım ben
Özlemlerim hep sessiz, derinden
Ama yalanlar görünür hala
Burdan bakınca şu sonsuz dünyaya

Olsun, demek de zor artık
Düşlerimiz yok artık

Erken ölümlerin ardindan
Hep aynı yere dönerken
Islak sokaklar boyu düşündüm
Borcum varmış gibi kendimden
Gülümseme beklerken
Tren yolları boyu düşündüm

Sanki yıllardır uzaktayım ben
Özlemlerim hep sessiz, derinden
Ama yalanlar görürüm hala
Burdan bakınca şu sonsuz dünyaya ..

Olsun, demek de zor artık ..

October 23, 2008

Day Four, Mystery ..

Filed under: Genel, Gezgin — işbaran @ 12:37 am

Well, only got an hour of daylight left. better get started ..

Isnt it unsafe to travel at night?

*-*

So, where were we ? Ah Roma ..

Sezar

Roma’da bisiklet kiralayıp dolaşmayı planlıyordum aslında, tabi Atina gecikmesi ayrılmış hostel günlerini bir gün kaydırdığından programa uymak için Roma’yı o gün görüp direk Floransa’ya geçmek de istedim. Bu ikisi birbirinden alakasız ama bir şekilde bisikleti boşverip bir haritayla görmek istediğim yerleri işaretler buldum kendimi. Kolezyum’a akayım önce dedim, ordan Vatikan’a bir rota çizdim.

Kolezyum’a varınca salak gibi yedek pilleri çantada unuttuğumu farkettim, makinanın pili bitince ( seyyarlara 2 pil için 5-6€ verecek değildim tabi ki ) bir marketten alır dönüşte girerim artık dedim ama dönüşte yorgunluktan bitmiş halde hostele gideceğimi tahmin edemedim. İçini göremeden ayrıldım, üzüldüm, nasıl olur ya böhühüh dedim, ama yapacak bir şey yoktu, çok da böyle şeyleri sallayan bir tip olmadığımdan ameeaaan efektiyle geçiştirdim durumu

Harita elimde olmadığından, googleearth açmaya da üşendiğimden sadece fotoları koyup rotayı biraz gösteriyorum:

Bir numarası olmayan çeşme ( Paraaza yazıh yavrum ( Erzurum ağzı ))

Pantheon müthişmiş harbiden

Araba kullanmayı bilmeyen bir millete göre fazla arabaları var, bunlara bisikletten fazlasını vermeyeceksin

Yol üstündeki ünlü meydanları vs. geçiyorum bir numara yok çünkü ..

Vatikan köprüsü ( uydurdum )

Kutsal Sütunlar

Kutsal ve Güzel ( Yeni bir dizi olabilir ? )

İçeri girmedim çünkü iki üç resimle geçtiğim şu zaman dilimi aslında 6 saat civarı yürüme anlamına geliyor. Bir de bu kalabalıkla uğraşacak halim kalmadı.

Floransa trenine yetişmek için hostele otobüsle ( ya metro, tramvay, otobüs filan bedava bu memlekette ya da herkes kaçak biniyor ) dönüp tam millete saç kurutma makinası sorarken şu iki genci (Erhan, Handan [ yanlışsam affola ] ) check in esnasında yakaldım ( ben yaşlandım artık yalan değil gençler işte ) Hemen çok bilmiş yılların gezgini gibi taze tozu attırılmış Roma hakkında son havadisleri verdim, “lan olum otobüs bedava lan” şeklinde yaklaşasım geldiyse de ( Türküz heralde ), biraz daha avrupaiii yaklaştım, haritamı verdim, ama dayanamadım! ( Türküz dedik ya ) “oraya gitmeyin yav hiçbişe yok orda” dedim bazı yerler için :))

Hızlı bir duş, ve floransa yollarının nefesini ensemde hissediyordum ( pff )

Yolda karşımda oturan Kanadalı genç ancak filmlerde eşine rastlanır bir konuşma biçimine ve hıyarlığa sahip olduğundan kısmen şu yaratıkla (Denis) oynayarak, kısmen manzarayı izleyerek yolculuk ettim.

Floransa’da kaldığım yer çok güzeldi, kapı önünde birasını yudumlayan Arjantinliyle hemen kanka olduk, bir yandan o etrafı gösterirken çakma İngilizcesiyle de muhabbet etmeye çalıştık. Floransa sanırım Gebze’nin çeyreği etmeyecek kadar küçük bir yer, güzel bir nehri, bir kaç köprüsü ve elbette ! katedrali, kiliseleri var, bunun dışında şehir dışındaki köylerde çok güzel manzaralar, belki şarap yapan yerler vs. bulmak mümkün o kadar ..

3D çalışmaları

Kuyumcular çarşısı köprüsü

October 22, 2008

Time, has betrayed me once again ..

Filed under: Genel — işbaran @ 9:35 pm

Yıl 2002, bilgisayar = mp3 + video + oyun = eğlence

Yıl 2003, bilgisayar mühendisliği bölümüne gelmiş genç insanlar, html, photoshop vs. ile tanışıyorlar bir şekilde. Acayip bir şeyler yapma isteği var hepsinde, lan ne güzel laan diye dolanıyolar yani .. ne versen alacak bir şeyler yapacaklar işte ..

Yıl 2008, bilgisayar mühendisliğinden, üniversiteden, o alakasız dersciklerden, vizesinden de finalinden de, torpilinden de, okulun her türlü pisliğinden nefret eden bir adam ..

Bir yerlerde bir sorun var ama nerde ?..

Bugün trt3 de tbmm izliyorum, konu öğrenci afları .. dinleyince konuşanları, “harbi lan !” “adam doğru diyo valla helal olsun” filan diyorum. Oylamaya sunuluyor her madde, salonun bir tarafı evet diğer tarafı hayır diyor hepsine. Yani aradan hiç karşı tarafın söylediği bir fikri de doğru bulan çıkmıyor ..

Neticede çoğunluk belli, onların okudukları kabul oluyor, geri kalanlar kalıyor .. ne kadar güzel fikirler de olsa, ne kadar mantıklı ve doğru da olsa kalıyor.

Millet meclisinde öğrenciler için kimse bir şey yapmıyor neticede, kimsenin okunanları dinlediği filan da yok .. saçma sapan bir oturum oluyor işte böyle, konu çok ciddi bile olsa arkalarda muhabbet edip gülen eğlenen tipler oluyor mesela ..

Dinleyince bunlar öğrencileri çok seviyorlar lan diyorum, hep harika laflar atılıyor çünkü, acayip mantıklı konuşmalar geçiyor .. Niye okula gitmediğim halde her dönem 500 ytl harç ödediğim sorusu aklıma geliyor sonra mesela, sonra bunların topunun şerefsiz olduğu, ruhlarını sattıkları aklıma geliyor .. o sırıtan suratlarını bir güzel dağıtmak geliyor içimden ..

aah chen üzümlü kekim, hayat 8 yaşında gerçekten zor ..

October 20, 2008

Barış Manço

Filed under: Genel — işbaran @ 10:57 pm

Barış Manço’yu anma girdisi ..

Ne çabuk unutuyoruz her şeyi ..

Powered by WordPress Modified by Dotservant.com Website Hosting.